TürkiyeSON - 25.11.2020 -
Türkiye Son , Malatya Son Habercilikte Son..

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Malatya’mıza ve Büyük Türk Milletine Kutlu Olsun

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Malatya’mıza ve Büyük Türk Milletine Kutlu Olsun
Reklam

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Malatya’mıza ve Büyük Türk Milletine
Kutlu Olsun
Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin kuruluşunun 97. yılı kutlamaları
kapsamında, Malatya Valiliğinde tebrikat töreni düzenlendi.
15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen törende Vali Aydın
Baruş tebrikleri kabul etti. Törene 2.Ordu Kurmay Başkanı ve
Garnizon Komutanı Tümg. Selami Arslan, Büyükşehir Belediyesi
Başkanı Selahattin Gürkan, Vali Yardımcıları, kurum müdürleri, askeri erkan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının
temsilcileri ve muhtarlar katıldı.
Vali Aydın Baruş törende yaptığı konuşmasında, “Bugün büyük bir
gün, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 97’inci yıldönümü, bugün tarihi
bir yıldönümünü kutlamanın büyük coşkusu ve gururu içerisindeyiz.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Malatya’mıza ve büyük Türk Milletine
kutlu olsun.
Anadolu’yu bin yıldır canları ve kanları karşılığında vatan edinmiş
aziz Milletimiz, 1918 yılının sonundan itibaren Birinci Dünya
Savaşı’nın galip güçleri tarafından esaret altına alınmak üzere dört bir
taraftan saldırıya uğramış ve Türk’ün adı bu topraklardan ebediyen
silinmek istenmiştir.
Binlerce yıllık tarihi boyunca, başka güçlerin kendi iradesi üzerindeki
tasallutunu asla kabul etmeyen ve varlığını daima bağımsız bir devlet
uğruna adamış olan aziz milletimiz, “Ya İstiklal Ya Ölüm” parolasıyla
19 Mayıs 1919 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde
başlattığı İstiklal Savaşı’yla dünyanın en güçlü devletlerine meydan
okumuştur.
Yıllarca süren Balkan Harbi ve Birinci Cihan Savaşı’nın getirdiği
yorgunluk, yokluk ve imkânsızlıklar içerisinde bu mücadeleyi başlatan
aziz milletimiz, zillet altında yaşamaktansa ölümün yeğ olduğu
şuuruyla eşsiz bir kıyam başlattı.
Milletimiz şunu çok iyi biliyordu ki; üzerinde şeref, haysiyet ve
namusuyla yaşamanın mümkün olmadığı, ay yıldızlı al bayrağının
gökyüzünde özgürce dalgalanmadığı, ezan sedalarının beş vakit
minarelerinden okunmadığı bir toprak vatan değildir.
30 Ağustos 1922’de, Gazi Mustafa Kemal’in başkomutanlığında şanlı
ordumuzun büyük bir zaferiyle neticelenen Kurtuluş Mücadelemiz, bu
mücadelenin milletimize kazandırdığı birlik ve beraberlik ruhuyla
kurulan ve milli iradeyi esas alan yeni bir devletin müjdecisi olmuştur.
29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin Cumhuriyeti
ilanıyla, Anadolu ve Rumeli topraklarında yepyeni ve bağımsız bir
devlet doğmuştur. Bu devletin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir.
29 Ekim 1923, geri kalmış gördüğü toplumları egemenliği altında
yönetme ayrıcalığına sahip olduğunu düşünen sömürgeci güçlere
karşı, karakteri bağımsızlık ve özgürlük olan büyük bir milletin
verdiği tarihi bir cevaptır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, umutsuzluk içerisinde kurtuluş
ümidi bekleyen dünyanın mazlum milletlerinin sömürgeci ve mandacı
güçlere karşı verdiği istiklal mücadelelerine de yol gösterici olmuştur.
Cumhuriyetin ilan edilişiyle, siyasi alanda kazandığı zaferin,
ekonomik ve sosyal alanlarda da kazanılması gerektiğinin bilincinde
olan milletimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde
başlattığı kalkınma hamlesini bugünlere taşıyarak, 97 yıl sonra
Türkiye’yi dünyanın önemli güçlerinden biri haline getirmiştir.
Cumhuriyetimizin 97 yıllık tarihine baktığımızda; yıllarca süren
savaşlarla harap olmuş, genç ve eğitimli nüfusunun büyük
çoğunluğunu yitirmiş bir milletin hep birlikte nasıl ayağa kalktığını
görüyoruz.
Cumhuriyetimizin 97 yıllık tarihine baktığımızda; 1920’li yıllardaki
13 milyon olan nüfusu bugün 83 milyonu aşan, Avrupa’nın ve
dünyanın birçok ülkesinin toplam nüfusundan fazla genç nüfusa sahip
büyük bir ülke görüyoruz.
Bugün dünyanın tüm ülkelerine ihracat yapabilen, dünyanın en büyük
ekonomilerinden biri olan, bölgesindeki ve dünyadaki mazlum
insanlar için emin bir sığınak kapısı olan bir ülke görüyoruz.
Bugün, tüm dünyadaki çaresiz insanlara, milli gelirine oranla
dünyanın en fazla yardım yapan ülkesini görüyoruz.
Cumhuriyetimizin 97 yılda elde ettiği bu başarılar, destansı bir
mücadeleyle, canlarını feda etme uğruna bizlere bağımsız bir devlet ve
ülke armağan eden atalarımızın, o günden bugüne karşılaştığı hiçbir
zorluğa boyun eğmeden mücadele eden büyük bir milletin başarısıdır.
Atalarımızın bizlere miras bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti’ni layık
olduğu bir şekilde korumak ve yüceltmek için Cumhuriyetin manasını
çok iyi bilmemiz gerekiyor.
Cumhuriyet, yönetimde egemenliğin halk iradesine dayalı olmasıdır.
Cumhuriyet idaresinde meşruiyetin kaynağı vatandaşların iradesidir.
Cumhuriyet yönetiminde, millet özgür iradesiyle seçtiği temsilcileri
vasıtasıyla egemenliğini kullanır ve yönetimde söz sahibi haline gelir.
Cumhuriyet yönetiminde, kendisini milletin üzerinde gören seçkinlere
ve imtiyazlılara, kendisine ilahi güçler vehmeden kişilere yer yoktur.
Cumhuriyet yönetiminde devletin varlık sebebi vatandaşa hizmettir.
Cumhuriyet, devleti yönetenlerin ayrı bir zümre oluşturmasını kabul
etmez.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü unutmayalım: “Millete
efendilik yoktur. Hizmet etme vardır. Bu millete hizmet eden, onun
efendisi olur.”
Cumhuriyet, her bir vatandaşın kendisini devletin bir parçası olarak
görebilmesidir.
Cumhuriyet, yönetim işlerinin vatandaşların talep ve ihtiyaçlarına
uygun olarak yerine getirilmesidir.
Cumhuriyet; bu ülkenin her bir vatandaşına, bu milletin onurlu bir
ferdi olduğunu ve devletin her kurum ve görevlisinin kendisinin
mutluluğu için daima yanında olduğunu hissettirebilmektir.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde onurlu ve özgürce
yaşama şansına sahip fertler olarak, bu toprakları kanlarıyla sulayarak
bizlere vatan kılan şehit ve gazilerimize, gelecekte bu ülkede
yaşayacak olan nesillere karşı çok önemli sorumluluklarımız var.
İstiklal Savaşı yıllarında atalarımız, sadece ülkemizi bölmek ve
milletimizi tarih sahnesinden silmek isteyen güçlere karşı mücadele
etmediler. Onlar aynı zamanda, egemen güçlere boyun eğerek
varlığını devam ettirebileceğini düşünen işbirlikçilere karşı da
mücadele ettiler.
Tarih boyunca olduğu gibi bugün de; Türk Milletinin bu topraklar
üzerindeki hâkimiyetini ve birlik ve beraberlik içerisinde yaşamasını
hazmedemeyen, Türkiye’nin her geçen gün güçlü bir ülke olmasını ve
dünyanın mazlum milletleri için umut kaynağı haline gelmesini
istemeyen dış güçler, bu vatan toprakları üzerinde onurlu bir şekilde
yaşamanın değerini bilmeyen, özgürlük ve bağımsız bir ülkede hayat
sürmenin bedelini ödemek istemediği için egemen güçlerin vesayeti
altında yaşamaya razı olan köle ruhlu işbirlikçileri varlıklarını devam
ettiriyorlar.
Bunun en bariz örneğini 15 Temmuz 2016’da yaşadık. Milletimizi ve
iradesini esaret altına almak için, milletimizin silahlarıyla yine
milletimize hayasızca saldıran hainlerin düzenlediği darbe teşebbüsü
ile karşı karşıya kaldık.
Bu millet ne kadar asil bir millet olduğunu bir kez daha tüm dünyaya
ispatladı. Atalarının manevi mirasının kalplerine nakşettiği
bağımsızlık ruhuyla ayağa kalktı ve İstiklal Mücadelesinde olduğu
gibi bugün de, bu milleti esir almak cüretine kalkışanlara bedelini
ödetti.
Ne mutlu bizlere ki, İstiklal Savaşımızı zafere ulaştıran milli mücadele
ruhu bugün de dimdik ayaktadır.
30 yılı aşkın süredir, ülkemizi ve milletimizi bölmek isteyen
PKK/KCK/PYD adı altındaki bölücü terör örgütlerine karşı
askerimizin, polisimizin, jandarmamızın yurdumuzun dört bir
köşesinde, Irak’ta, Suriye’de verdiği cansiperane mücadeledeki
kararlılık ve fedakârlık anlayışı hep bu ruhun yansımalarıdır.
Temel hasletimiz olan bu ruhla; genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla,
erkeğiyle Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığını korumak ve
yüceltmek şehitlerimize ve gazilerimize vefa borcumuzdur.
Türkiye Cumhuriyeti’ni dünyanın en medeni ve müreffeh ülkelerinden
biri haline getirmek için gece gündüz çalışmak hem atalarımıza hem
de gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur.
97 yıllık Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin en büyük teminatı;
Türkiye’nin ve milletimizin büyüklüğünü anlama şuuruna sahip
gençliğimizdir.
Cumhuriyetimizin Banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün
gençlerimize verdiği öneme dair şu sözlerini hafızamızda daima
taşıyoruz.
“Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk,
O’nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.”
Atatürk’ün emanetinin sahibi olan gençlerimizin Türkiye
Cumhuriyetini her şart altında korumak ve yüceltmek, medeniyetler
yarışında Türkiye’yi daha ileri seviyelere taşımak için yılmadan
çalışacağınıza yürekten inanıyoruz.
Cumhuriyetimizi yüzüncü yılında sahip olacağımız başarılarda yeni
nesillerimizin büyük payı olacaktır.
Sözlerime burada nihayet verirken; Bu mutlu bayram günü vesilesiyle;
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İstiklal Savaşımızın kahramanları
başta olmak üzere, vatan, millet ve bayrak uğrunda canlarını feda eden
aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet
minnetle yâd ediyorum.
Malatya’nın ve tüm vatandaşlarımızın Cumhuriyet Bayramını en içten
dileklerimle kutluyorum. Siz değerli katılımcılara muhabbet ve
hürmetlerimi sunuyorum” dedi.

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: