TürkiyeSON - 24.09.2021 -
Türkiye Son   Habercilikte Son

Afganistan Ve Güney Türkistan

Afganistan Ve Güney Türkistan

         1. Tarihi Süreç

            Afganistan’ın bilinen tarihi, MÖ 500’lü yıllarda  Ahameniş İmparatorluğu  dönemi ile başlar.  Ancak yapılan kazılarda MÖ 3000 ile 2000 yılları arasında ileri düzeyde kentleşmiş bir kültürün var olduğuna dair kanıtlar bulunmuştur. Büyük İskender‘in  MÖ 330 yılında bölgeyi işgali ve çekilmesi sonrasında  sırasıyla, Greko-Baktrialılar, Mauryalılar, Kabil Şahiler,  Kuşanlar,  Seferîler,  Samanîler, Gazneliler,  Gurlular, Timurlar, Babürler, Hotakîler ve Dürraniler  dahil, birçok güçlü krallık, günümüz Afganistan topraklarında başkentler kurmuşlardır.

1747 yılında Peştun aşiretlerini birleştiren Ahmet Şah, “Dürrani İmparatorluğu” adıyla bir devlet kurdu. Bu devlet, dönemin İngiltere ve Rusya devletleri arasında tampon bölge oldu. Ülke ,Hindistan’ı işgal etmiş olan İngiliz kontrolünde yaşamaya devam etti. 1919’da Britanya kontrolünden göstermelik olarak bağımsızlığını kazandı. Kısa süreli bir demokrasi denemesi yaşayan ülke,  1973’te darbe ve 1978’de komünist karşı darbesi ile imparatorluk sona erdi. 1979 yılında 9 yıl sürecek olan Sovyetler Birliği işgali ile karşılaşıldı. İşgal karşısında, uluslararası güçlerin desteklediği  bölgedeki antikomünist güçler olan mücahitler tarafından yenilince,  1989 yılında ülkeden geri çekildi.  

 

 

11 Eylül 2001’de New York’ta düzenlenen saldırıların ardından, Usame bin Ladin‘i sakladığı öne sürülen Taliban rejimi, ABD  ve müttefik devletler ile Taliban karşıtı Kuzey İttifakı  (yani Güney Türkistan unsurları) tarafından düzenlenen askerî müdahale sonucunda devrildi. 2001’de   Bonn Konferansı ile  yeni bir anayasanın kabulü, 2004’te bir başkanlık seçimi ve 2005’te Ulusal Meclis seçimleri dahil olmak üzere, ülkenin siyasi anlamda yeniden yapılanması için bir süreç oluşturdu.

 7 Aralık 2004’te Afganistan’ın demokratik yollardan ilk cumhurbaşkanı seçildi.  19 Aralık 2005’te Ulusal Meclisi açıldı.

            ABD’nin müdahalesinden sonra ülkedeki radikal dinci grupların eylemleri devam etti. Afganistan yönetimi  ve müdahale eden güçler,  ülkede  tam bir hakimiyet sağlayamadı. Yeni ABD başkanının çekilme kararı ile tekrar kaos ortamı başlamış oldu.

            Tarihsel süreçte yaşanan bu sıkıntıların temelinde, 1500 yıllık Türk yurdu olan  Türkistan’ın  19. yüzyıldan itibaren Çin, Rus ve İngiliz çıkarlarına göre  parçalanması yatmaktadır. Türkistan coğrafyasının kuzeyi ve batısı Ruslar güneyi İngilizler, doğusu ise Çin tarafından işgal edilmiştir.

 2.Güney Türkistan-Kuzey Afganistan;

            Güney Türkistan coğrafyası,  Afganistan’ın kuzeyinde yer  alan ve Afganistan topraklarının dörtte üçünü kapsamaktadır. Afganistan  nüfusunun % 48’i olan Türkler bu bölgede yaşamaktadır. Başlangıçta İngiliz ve Ruslar sayesinde oluşan Afgan devleti, 1. Dünya Savaşı sonunda yapılan Paris Barış Konferansında Wilson Prensipleri dikkate alınarak kuzey bölgesi ” Güney Türkistan” olarak kayda geçmiştir. Ülke coğrafyasının Orta doğu- Orta Asya- Sıcak denizlere ulaşım imkanı sağlaması açısından bir kavşak noktası olması, sonraki dönemde İran-Çin-Hindistan ve Rusya’yı kontrol eden konumu nedeniyle emperyalist güçlerin oyun merkezi olmuş ve huzur bulmamıştır.

 

 

          3. SSCB’nin Bölgedeki Faaliyetleri;

             1917 yılında kurulan SSCB Propaganda ve  Ajitasyon Bakanlığı ilk yurt dışı faaliyetini İngiliz işgaline karşı olan ve onlardan nefret eden Afganistan’da yapmaya başlamıştır. Bundan amaç Deli Petro’nun vasiyeti olan sıcak denizlere çıkış kapısına sahip olmaktır. Rusya’da rejim değişmiş ancak jeopolitikten kaynaklanan hedefler eski rejimden aynen alınarak uygulanmaya başlanmıştır.  Bu kapsamda SSCB ve Afganistan (Lenin ve Amanullah Han) birbirini tanıyan ilk ülkeler olmuşlardır. Bu ilişki süreci Afganistan’daki darbeyi ve komünist rejimin iş başına gelerek SSCB’yi ülkeye çağırması sonucunu doğurmuştur.

             4.Taliban;

               Rus işgali üzerine ABD tarafından eğitilip, donatılan radikal dinci gruplar (El Kaide, Taliban vb.) işgale karşı 9 yıl süren bir savaşa girdiler. Savaş sonunda Rusya geride bir harabe bırakarak geri çekildi. Bu safhada Afganistan ekonomisi, alt yapısı, asayişi tamamen çökmüş, ülkedeki binlerce yetim çocuk  Pakistan medreselerinde yetişenler tarafından eğitilerek Taliban daha da geliştirilmişti. Talibanın ana yapısını işte bu yetimler ile Pakistan medresesindekiler oluşturmaktadır. İç savaştan bıkmış halka “barış, silahsız bir düzen, şeriat düzeni, ülkenin bütünlüğünün korunacağı” sözü verip, eşkıyalığa başlamış olan Ruslara karşı savaşan mücahid gruplara karşı savaş başlatan bu örgüt, başlangıçta halkın da desteğini kazandı. Taliban örgütü Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri tarafından maddi olarak, ABD tarafından ise silah ve teçhizat verilerek desteklendi ve ülkedeki iç savaşı kazanarak kendi düzenini işletmeye başladı.  Hâkimiyeti ile birlikte hemen “Emri Din Maruf Bakanlığı- Dini Emretme Bakanlığı” kurdu. Kadınlara peçe, erkeklere sakal ve sarık mecburiyeti getirdi. Kadınları evlerine hapsetti, kız çocuklara okula gitmeyi yasakladı. Modern okulları kapatıp medrese sistemine geçti, sinema, televizyon hatta bilgisayarları yasakladı. Resim, müzik yasaklandı. Hatta ders kitaplarındaki görselleri bile kaldırdı. Toplu taşıma araçlarından iç aynaları kadınlara şoförler bakmasın diye söktürdü. İdamlar ve el-kol kesmeleri cuma namazı sonrasında halkın mecburi katılımı ile uygulandı.

             Ülkedeki nüfusun % 48’nin dili olan Türkçe yasaklanarak resmi dil Peştunca kabul edildi.

            Talibanın asıl sahibi Pakistan gizli servisidir. Pakistan’ın Hindistan ile olan sınır sorunu nedeniyle savaşın eşiğine gelmesi ve ABD’nin uyguladığı silah ambargosu onu Çin’e yakınlaştırmıştır.  Bu durumda Çin ile Talibanı buluşturarak, Çin’in Afganistan’a yol (bir kuşak, bir yol projesi), alt yapı, enerji, elektrik alanlarında Taliban ile yatırım yapma  anlaşması yapmasını  sağlamıştır. Bu sayede bölgedeki Çin varlığı artmıştır.

 

       5.ABD’nin Afganistan’daki 20 Yılı ;

            Ülkeyi terör yapılarından temizleme ve demokrasi getirme sloganı ile işgal eden ABD, öncelikle uyuşturucu ekim alanlarını kontrol altına alarak kendisi için üretime başlamıştır. Geçen zamanda hedefinin söylediği sloganlar değil, Rusya-Çin-İran -Pakistan- Hindistan ve gaz ve petrol boru hatları kontrol edecek coğrafyaya sahip olmak olduğu görülmüştür.  ABD işgali döneminde çok sayıda sivil öldürüldü. Bunların içinde 20.000’i çocuktur. Ülkede Afgan yönetimi dahil,  tüm dış güçler yüksek duvarlarla çevrili güvenlikli yerlerde yaşamaktadır. ABD yeni silah sistemlerini bu ülkede denemiştir.  Çekilme kararı ile Talibanı hakim kılma planı işlemeye başladı ve yeni bir kaosun kapısı açılmış oldu.

       6.Türkiye’nin Faaliyetleri ;

              G-7 ve NATO zirvelerinde  Çin yayılmacılığına karşı tedbir alınması kararı çıkmış ve Türkiye’ye Kabul Havaalanı güvenliği  görevi verilmiştir. Bu görev ancak Afganistan’da stratejik hatalar yapan büyük güçlerin bu hatalarından ders çıkarmış bir plan ile başarılı olur. Görevin sadece havaalanı olarak değil Güney Türkistanı’da kapsaması başarı sağlar. Ülke nüfusun % 48’i olan Güney Türkistan Türklerinin Türkiye Tarafından  örgütlenerek  desteklendiği Bir Güç Oluşturulması  Türkiye’nin başarısı için esastır. Görev için Pakistan ve Macaristan’ı yanına alması görevin başarısı ve bölgedeki Türk varlığı için önemli bir başarıdır.

 

 

           7. BÖLGEDEKİ YENİ KRİZ VE ETKİLERİ ;

             Kabul yönetiminin Güney Türkistan’daki Türk asıllı valiyi görevden alıp, yerine atama yapmaması, buradaki halkın tepkisine neden olmuştur.  Bu tepkiler üzerine yönetim güvenlik güçlerini bölgeden çekerek Taliban’ın işgaline seyirci kalmıştır. Silahlanan halk, geçmişte olduğu gibi halen Taliban ile çatışmaktadır. Taliban, bölgedeki kuzey sınırlarını ve sınır kapılarını ele geçirmiştir. Çatışmaların Afganistan’a komşu ülkelere sıçraması halinde, başta Rusya olmak olma üzere uluslararası güçlerin tekrar bir müdahalesi beklenmelidir.  Çin’in Doğu Türkistan’dan sonraki hedefi olan Batı ve Güney Türkistan coğrafyasına yayılma politikası ile özellikle üç ülke arasında zaman zaman çatışmaya yol açan Fergana Vadisindeki kışkırtmaları, bölgenin daha da karışmasına yol açacaktır. ABD ve NATO bu kritik coğrafyanın Rusya veya Çin’in eline geçmesine seyirci kalmayacak ve müdahale kaçınılmaz olacaktır.

              Bölgede 150 yıldır Türklere karşı devam eden katliam ve sürgünlere yeni dönemde bir yenisi daha eklenebileceğinden buna karşı alınması gereken tedbirlerin çok iyi düşünülmesi gerektiği kanaatindeyim.

          Bölgeyi etkileyecek diğer bir konu ise Taliban’dan kaçan insanların yaratacağı göçtür. Halen İran sınırına yakın ola Herat, Farah ve Zaranj eyaletlerinden İran’a yüzlerce insan giriş yapmaktadır. Bunların kaçış rotalarında Türkiye vardır. Türkiye ülkede mevcut sığınmacıların sorunlarıyla uğraşırken, bir de bu insanlarla uğraşacaktır. Bu duruma karşı acilen tedbir alınması iç istikrarımız için önemlidir. Çünkü gelenler savaşlara girmiş, silah kullanmayı çok iyi bilen insanlardır. Türkiye içerisinde mevcut 6,5 milyon civarındaki sığınmacı ile gelecek Afganlı sığınmacıların dış güçler tarafından iç istikrarı yıkmaya yönelik kullanılabileceği asla göz ardı edilmemelidir. Sığınmacılardan kaynaklanan milli güvenlik sorunu daha da artacaktır.

 

 

Emekli Kurmay Albay Yusuf Çetinkaya

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: