TürkiyeSON - 30.09.2020 -
Türkiye Son , Malatya Son Habercilikte Son..

ASKERİ SAĞLIK SİSTEMİ VE HARP İHTİYACI

ASKERİ SAĞLIK SİSTEMİ VE HARP İHTİYACI
Reklam

ASKERİ SAĞLIK SİSTEMİ VE HARP İHTİYACI

Tıphane, Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane veya Mekteb-i
Tıbbiye-i Şahane, kökü Osmanlı padişahı II. Mahmut’un 14 Mart 1827’de
açtığı Tıphane’ye uzanan Türkiye tarihindeki ilk Tıp fakültesidir. Bugünkü
İstanbul Tıp Fakültesi’nin Osmanlı’nın son dönemlerindeki adıdır.
Bu okulun daha etkin hale getirilmesi maksadıyla, Almanya ile
yapılan bir protokol ile Alman uzman doktor desteği sağlanarak 1891
yılında kurulan ve 1897’de Alman uzmanların da yardımlarıyla dönemin
en modern hastanesi oluşturulmuştur. Bu hastane “Gülhane Seririyat
Hastanesi” adıyla 30 Aralık 1898’de hizmete girmiş, daha sonra
“Gülhane Askeri Hastanesi” olarak tarihe geçmiştir.

Gülhane, ilk etkin varlığını 1909’da İstanbul Tıp fakültesinin
kuruluşunda öğretim üyelerinin çoğunluğunu vererek göstermiştir.

I. Dünya Savaşı yıllarında ise, orduya sağlık hizmetlerinin başarıyla
verilmesinde ve Çanakkale’den getirilen yaralıların tedavisinde önemli
görevler üstlenmiştir. Gülhane Hastanesi, İstanbul’un işgali döneminde
(1918-1923) Gümüşsuyu’na nakledilmiş ve Kurtuluş Savaşı döneminde
burada hizmete devam etmiş, işgal bittikten sonra eski binalarına geri
dönmüştür.

II. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine Gülhane’nin Ankara’ya
nakline karar verilmiş ve 1941’de “Gülhane Askeri Tababet Okulu ve
Hastanesi” adı ile Ankara’nın Cebeci semtindeki asker hastanesi
binalarında hizmete başlamıştır. 1945’te Ankara Üniversitesi Tıp
Fakültesi’nin kurulmasında da Gülhane önemli görev üstlenmiştir. Tıp
fakültesi, Gülhane bünyesinde ve kurucu kadrosundaki 14 profesörden
11’i Gülhane’den görevlendirilmiştir. Gülhane, 1947’den itibaren Gülhane
Askeri Tıp Akademisi (GATA) ismini almış ve 1952’ye kadar Ankara Tıp
Fakültesi ile ortak faaliyet yürütmüştür

Kuruluşundan beri TSK’nın sağlık hizmetlerini sağlamış ve sağlık
personelini yetiştirmiştir.Bu güne kadar gerek Kıbrıs Harekatında ,
gerekse İç Güvenlik Harekatında harp cerrahisinde yetişmiş personeli ve
modern tıbbın kullanılması ile zayiatın azalmasında büyük fayda
sağlamıştır.

Kuruluşundan sonraki tarihlerde ordu, kolordu ve bazı önemli
tümen bölgelerinde, bu okulun yetiştirdiği askeri sağlık personelinin  görevlendirilmesi ile, sabit “Asker Hastaneleri” kurularak TSK’ya ve

ihtiyaç halinde bölge halkına sağlık desteği sağlanmıştır.
Askeri sağlık personeline sadece barış şartları için değil, gerek okul
safhasında gerekse okul sonrası sınıf okulu ve kıta safhasında her türlü
harp şartlarında (konvansiyonel ve KBNR dahil) görev yapabilecek
şekilde eğitim verilmiştir. Özellikle iç güvenlik harekatındaki vakalardan
dolayı harp cerrahisi,askeri psikoloji ve organ kayıpları sonrası
personelin yaşama kazandırılması konusunda büyük deneyimler
kazanılmıştır.

Halen dünyanın tüm ordularında mevcut olan askeri sağlık sistemi,
özellikle asli görevi harp olan silahlı kuvvetler için vazgeçilmez bir
kurumdur.

Askeri sağlık sistemi askere sağlanan bir ayrıcalık değil, devletin
gireceği muhtemel bir harpte vereceği kayıpları azaltmak için bir
zorunluluktur. Bu sistemi sadece GATA ve sabit hastaneler olarak değil,
yetiştirilen personelin harp sahasında yaralıya ilk yardımdan, çeşitli
seviyedeki birliklerin kuruluşlarında bulunan seyyar hastanelere ve
buradan da vakanın ağırlığına göre yurt içi hastanelere tahliyesine kadar
olan teşkilat, araç-gereç ve malzeme zinciri olarak görmek gerekir.
Sistem, hasta ve yaralıları harbin uç noktasındaki en küçük birlik
olan mangalarda ilk yardım eğitimi almış tüm personelin kendi kendine
harp paketi kullanması ve şoka karşı ilk yardımı ile başlayan “Manga
Yaralı Toplama Noktalarına” , sonra Tabur kuruluşunda bulunan ve
komutanı askeri tabip olan “Sıhhiye Takımlarında” ki sağlık eğitimi almış
personelden oluşan “Sıhhiye Mangalarının” verildiği ” Bölük İlk Yardım
Yerine”, buradan da harp sahasında tabibin olduğu ilk nokta olan “Tb.
Sıhhi İlk Yardım İstasyonu”na tahliye edilen sistemin ilk halkalarından
oluşur.

Sistemin bundan sonraki halkasını Tugaylarda “30 Yataklı Seyyar
Cerrahi Hastane”, Kolordularda “400 Yataklı Seyyar Cerrahi Hastane”
zinciri oluşturur. Bu hastaneler tamamen mobil bir yapıda, her türlü tıbbi
cihaz ve uzman sağlık personelden teşkil edilmiştir.. Ayrıca kadrosunda
hasta ve yaralıların tahliyesini sağlayan arazi ambulanslarının
bulunduğu, Tugay kuruluşlarında “Sıhhiye Bölüğü”, Kolordu
kuruluşlarında ise “Sıhhiye Taburu” mevcuttur.

 

 

Bu yapı barış zamanı kışlalarda ve tatbikatlarda hizmet verirken,
savaş zamanı harp alanında hizmet verir.Ayrıca barış zamanı ülkenin bir
tabii afet veya salgın hastalıkla karşılaşması halinde sabit sistemi veya
seyyar sistemi ile hükümetin talebi doğrultusunda istenilen yerde de
hizmet vermeye devam edebilir.

Bu sistem ülkenin girdiği bir harpte hasta ve yaralılara derhal ve
arazide ilk yardımı ve vakanın durumuna göre sıhhiye birlikleri
kuruluşundaki uygun nakil vasıtaları ile bu vakalara müdahale edecek
uygun sağlık istasyonlarına tahliyesini sağlayarak zayiatın azaltılmasına
yardım eder.

Bir harbin planlanmasında, harpte olabilecek muhtemel zayiat
(hasta, yaralı, şehit vb.) durumu hesaplanır. Bu hesaplama geçmiş
harplerden elde edilen bilgiler , gelişen teknolojiler ile harp edilen
düşmanın imkan ve kabiliyeti dikkate alınarak yapılır. Hesaplamada
askeri sağlık ve tahliye sistemi zayiat sayısını azaltıcı bir etkendir.
Harplerin seviyesi,kullanılan birlik büyüklüğü ve harp alanına bağlı
olarak “Taktik-Operatif-Stratejik” olmak üzere üç adettir. Günümüzde
Suriye’de yapılan harekat “Taktik” bir harekattır. Aynı “İç Güvenlik
Harekatı” yapısındadır. Muhtemel konvansiyonel bir operatif ve stratejik
seviyedeki harpte bu iş bu kadar kolay olamayacak, daha ayrıntılı
planlamalara ve sıhhi tedavi ve tahliye yapısına ihtiyaç duyulacaktır.
Bahse konu ihtiyaç duyulan sistem 15 Temmuz olayından sonra
kaldırılmış ve kışlalarda görev sağlık bakanlığınca görevlendirilen
tabiplere ve “112 Acil” e verilmiştir. En son İdlip’ te yaşanan olayda yaralı
tahliyesi için 112 ambulansları çağrılmış, bunlar dahi rejim tarafından
vurulmuş, yaralılara harp yaralanmalarında hayatta kalmada en önemli

 

müdahale olan ilk yardım ve damar yolu açma işlemi tam olarak
yapılamamış, yaralı ve şehitlerin naklinde sıkıntılar yaşanmıştır. Bu
sistemin aylarca göreve çıkan su üstü/altı araçlarda sağlanması zaten
mümkün değildir. Yani sefere çıkan bir gemide konusunda uzman bir
tabibin olmaması doğru bir şey de değildir.

Konvansiyonel bir harpte kullanılacak olan gelişmiş teknoloji içeren
harp silah ve araçları nedeniyle, ülke içinin de etkilenerek savaş alanı
olacağı dikkate alındığında, 112 acil sistemi ile sağlık müdürlüğü
personeli ve sivil hastanelerin, sivil vatandaşlara bakmak zorunda
kalacağı bir gerçektir. Kaldı ki her ne kadar aynı sağlık eğitimini almış
olsalar dahi, harp şartlarında bu hizmetin sağlanmasına yönelik eğitimi
almamış sivil sağlık personeli ile bu sistemin sağlanmaya çalışılması
doğru da değildir.

 

 

Askeri sağlık sisteminde sıhhi tahliye ve tedavi zincirinde yer alan
tüm ünitelerin, ülkenin bekası için önemi büyüktür. İçerisine sızmış çürük
elmaların temizlenmesi yerine, sistemin tamamen kaldırılmış olması son
derece sakıncalıdır.

 

Yeniden kurulmaya kalkılması halinde harp cerrahisi konusunda
tecrübeli askeri tabiplerden kaçının döneceği belli değildir. Yıllarca süren
zaman diliminde oluşan bilgi birikimi ve tecrübe, bir anda çöpe atılmıştır.
Askeri sağlık personelinin harp ile ilgili bilgi birikimi harekat planlarının
“Sağlık Ek”‘inin hazırlanmasında da önemli bir konudur. Mevcut
durumda her hangi bir harp planının sağlıkla ilgili ekinin konuyu
bilmeyenler tarafından hazırlanması son derece yanlıştır.
Halen uygulanmakta olan ilk yardım kursu verilmiş personeli bu
sistemin yerine koyarak konvansiyonel bir harbe girmek, yeterli, uygun
ve konusu tıp olan personel tarafından sıhhi ilk yardımın sağlanmaması
nedeniyle, zayiatın artmasına sebep olur.

 

Sonuç olarak; harp kendi konusunda uzman olan personel
tarafından planlanır ve uygulanır.Harbin önemli bir unsuru olan “Sıhhi
Tahliye ve Tedavi Sistemi” de özel bir uzmanlık ister. Kaldırılmış olan bu
sistemin şimdi kurulması ve eski seviyesine gelmesi için belli bir süre
gerekecektir. Mevcut coğrafyamız belirsizliklerle doludur. Yarın bir
konvansiyonel harp olmayacağı garanti değildir.

 

Vatan evlatlarının yerinde ve zamanında ilk yardım ve tahliye edilememesi nedeniyle can
vermemesi için bu sistemin acilen kurulmasına ihtiyaç vardır.

 

Yusuf ÇETİNKAYA

 

Em. Kurmay Albay

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: