ÖZNUR ÇALIK TBMM’DE KONUŞTU

ÖZNUR ÇALIK TBMM’DE KONUŞTU
Reklam

Malatya Milletvekili, AK Parti MKYK Üyesi Öznur Çalık Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunda Gündem Dışı söz alarak şunları söyledi;

 

SAYIN BAŞKAN, DEĞERLİ MİLLETVEKİLLERİ,

11 Temmuz Dünya Nüfus Günü nedeniyle söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle
Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında; Aziz Milletimizin 15 Temmuz Demokrasi ve Milli
Birlik Günü’nü kutluyor;

Cumhuriyet tarihimizin en kanlı ve alçak darbe girişimine karşı mücadelede
şehadete eren, ilelebet saygı ve minnetle anılacak şehitlerimize Allah’tan rahmet
diliyor; gazilerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Ayrıca, 24 yıl önce Avrupa’nın gözü önünde yaşanan ve insanlık tarihinin en
utanç verici hadiselerinden biri olan Srebrenitsa Soykırımı’nda (11 Temmuz
1995) hayatını kaybeden 8bin372 Boşnak kardeşimizi de rahmetle yâd
ediyorum.

 

Sayın Başkan ve Değerli Milletvekilleri,

1989 yılında dünya nüfusunun 5 milyara ulaşmasıyla birlikte, dünyadaki nüfus
kaynaklı sorunlara dikkat çekmek amacıyla 11 Temmuz,
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından Dünya Nüfus Günü olarak ilan
edilmiştir.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından ilk defa 1994 yılında
Kahire’de Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı toplanmıştır.

2012 yılında İstanbul’da ev sahipliği yaptığımız konferans bu yıl Kasım ayında
Kenya Nairobi’de toplanacak; dünya nüfusunun geleceğiyle ilgili analizler
yapılacak, sorunlara çözüm yolları aranacaktır.

Nüfus, bir devleti oluşturan ve bir devletin varlığının sürdürülmesinde en önemli
etkenlerden biridir.

Özellikle yaşlı nüfusuyla gelecek kaygısı yaşayan Avrupa’nın çabalarına
bakıldığında konunun ehemmiyeti daha net anlaşılmaktadır.
Nüfusun dünya siyasetinde bir güç unsuru olduğu gerçeğinden yola çıkarak
ülkemizin bu açıdan zafiyet gösterme lüksü asla bulunmamaktadır.

2
Uzun yıllardan bu yana nüfus verilerine baktığımızda ülkemizin genç nüfus
oranının kademeli olarak azalmaya, yaşlı nüfus oranının ise artmaya başladığını
görmekteyiz.

Ülkemizde 1970’lerin ortasında 4,33 çocuk olan toplam doğurganlık hızı, yıllar
içinde azalma eğilimi göstererek 2018 yılında 1,99 çocuğa kadar gerilemiştir.
Bu durum, doğurganlığın nüfusun yenilenme düzeyi olan, altın oranı ifade eden
2,10’un altında kaldığını maalesef göstermektedir.

Genç Nüfus oranımız 2002’de %20,5 iken 2018’de %16,3’e düşmüştür.
Nüfusumuzun ortanca yaşı 2002’de 26,4’ten 2018 yılında 31,7’e yükselmiştir.
En dikkat çekici verilerden biri olarak yaşlı nüfus oranımıza baktığımızda ise ;
2002’de %6,7
2014’te %8 olan yaşlı nüfus oranımızın
2018’de %8,8’e çıktığını görüyoruz.

Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranımız 2023’te %10’un üzerine
çıkacak ve ülkemiz “çok yaşlı toplumlar” statüsüne girecektir.

Bizler, bu tehlikenin farkındayız. Ve nüfus konusunda adımlarımızı bu doğrultuda
atmaktayız.

Sosyal Politikalarda, sağlıkta, ekonomide, eğitimde atmış olduğumuz adımların
tamamı birer reform niteliğindedir.

Yapmış olduğumuz çalışmaların yanı sıra özellikle siyasi ve ekonomik istikrarı
sağlarken, demografik istikrarı sağlamak için de büyük gayret sarf etmekteyiz.
Nüfus artışını teşvik eden politikalarımızın yanı sıra anne-bebek sağlığına ilişkin
attığımız adımlarla, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri çalışmalarımızla
dünyada ses getirmekteyiz.

Şöyle ki;

 Doğum öncesi bakım hizmeti alan kadınlarımızın oranını %70’lerden %99’a,
 Sağlık kuruluşlarında gerçekleşen doğum oranını %75’lerden %99’lara
çıkardık.
 Sağlık sigortası kapsamını %70’ten %99,7’ye çıkardık.
Bu ve buna benzer çalışmalarımız sonucunda son 17 yılda;
 Bebek ölüm oranını binde31,5’ten binde 6,7’ye;
 Anne ölüm oranını yüzbinde64’ten yüzbinde 14,7’ye düşürdük.
3
Bu rakamlarla ülkemiz, dünyada anne bebek ölümlerine karşı en hızlı ilerlemeyi
sağlayan ülke konumuna gelmiş ve dünyaya örnek olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,
Genç, üretken ve dinamik nüfus; büyümenin, sürdürülebilir kalkınmanın ve
sosyal refahın anahtarını elinde taşımaktadır.

Almanya, İtalya, Fransa, İsveç, İsrail gibi ülkeler yaşlanan nüfuslarını dinamik
hale getirmek için çok ciddi ve keskin nüfus artış politikaları uygulamaktadır.
Bizim de geleceğimiz için genç ve üretken nüfusun önemini çok iyi anlamamız,
etkin nüfus politikalarını desteklememiz gerekiyor.

İstikrarlı bir nüfus politikası oluşturmanın temel yolu doğurganlık hızını 2,1’in,
yani altın oranın üstüne çıkarmaktan geçmektedir.

2000’li yıllarda; gelişmiş ülkeler doğurganlık hızlarının 2,10’nin altına düştüğünü
görünce acil tedbirler almış;

direkt, etkin nüfus politikaları uygulayarak bu seviyeyi 2,10’nin üzerine çıkarmayı
başarmışlardır.

Değerli milletvekilleri,

Cumhuriyetin ilanından hemen sonra izlenen doğurganlığı teşvik edici
politikalardan otuz yıl sonra vazgeçildiğini görüyoruz.

1950’lerden günümüze kadar doğurganlık hızlarında belirgin bir düşüş olduğunu;
bu düşüşün özellikle 1970’li yıllarda ivme kazandığını;

neticede otuz yılda yüzde 61’lik bir azalma olduğunu görüyoruz.

Hükûmet olarak çok ciddi manada nüfus artışıyla ilgili teşvik edici politikalar
izliyoruz.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın her zaman dediği gibi ailelerin
“en az 3 çocuk” sahibi olmaları gerektiğini söylüyoruz.

Bütün bilimsel analizler ve istatistikler, bu önerinin Türkiye’nin genç nüfusunu
korumak için ne derece değerli olduğunu açık bir şekilde ispatlamaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerimle sözlerime son veriyor; Gazi Meclisimizi saygıyla
selamlıyorum

Bize ulaşmak için: 44malatyason@gmail.com

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: