TürkiyeSON - 24.11.2020 -
Türkiye Son , Malatya Son Habercilikte Son..

Panele katılım yerlerde süründü

Panele katılım yerlerde süründü
Reklam

Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Kültürel Etkinlikler Kuşağı’ çerçevesinde belediye konferans salonunda düzenlenen ‘Yeni Türkiye’ paneli Malatya halkından gerekli ilgiyi görmedi. Konferans Salonunun ‘boş görüntüsü’ katılımcılarından morallerini bozdu.ad

AK PARTİLİ 4 VEKİL KATILMADI

Büyükşehir Belediyesi Konferans Salonu’nda Malatya Büyükşehir Belediyesince “Yeni Türkiye “konulu bir panel düzenlendi. Kent ve ülke sorunları konularının da görüşüldüğü panelde vekillere ayrılan koltuklar boş kaldı. Panele Ak Parti Malatya milletvekillerinden Hüseyin Cemal Akın,Mustafa Şahin,Mücahit Fındıklı ve Ömer Faruk Öz katılmadı.

AK PARTİLİ 10 BAŞKAN KATILMADI

Panele Malatya’daki STK temsilcilerinin, oda başkanlarının, üniversitedeki akademik kadronun katılmamasının yanı sıra Ak Partili belediye başkanları da katılmaması dikkat çekti. Malatya’da 11 ilçe belediye başkanlığını elinde bulunduran Ak Parti’den sadece Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat panele katıldı.

HALKTAN KATILIM SIFIR DÜZEYDE

Panele Malatya’da vatandaşlarının ilgisinin olmaması AK Parti’nin önümüzdeki dönemdeki asıl sınavının kendi toplumsal tabanının hızla değişen talep ve sorunlarına ne ölçüde cevap vereceğini net olarak kentte ortaya koyamamasından kaynaklanırken, boş koltuklardan oluşan bu tablo aynı zamanda belediyenin iletişim ve tanıtımdaki PR başarısızlığını da bir kez daha göstermiş oldu.

GÜÇ HALKIN YARARINA KULLANILMALIDIR

Düzenlenen panelde oturum başkanlığını Ak Parti MKYK Üyesi Prof. Dr. Mazhar Bağlı yaptı. TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nafiz Can Paker, Kalkınma Bakanı Danışmanı Melik Adnan Çelik ve Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdinç Yazıcı konuşmacı olarak katıldı. TESEV Başkanı Nafiz Can Paker konuşmasında iktidarların, ellerindeki gücü halkın yararına kullanmadığı taktirde onlar tarafından tekrar seçilmediğini, bunun örneklerinin Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit dönemlerinde yaşandığını anlattı.

DİNDARLAR VE KÜRTLER MÜDAHALE EDER

Yeni Türkiye’nin tamamen halkın yararına olduğunu söyleyen Paker, “Yeni Türkiye ancak egemenliğin yüzde yüz halka ait olduğu zaman oluşacaktır. Her ne kadar anayasamızda egemenlik kayıtsız şartsız milletindir dese de bütün cumhuriyet tarihi boyunca ikinci satır bu egemenliğin kurumlar tarafından kullanıldığını göstermektedir. Kimdir bu kurumlar. Ordudur yargıdır, Polistir, MİT’tir, TÜBİTAK’tır. Anakaradaki bürokrasinin bütün kademeleridir. Cumhuriyetin kuruluşunda bu böyledir. Bu yapıya kim müdahale edebilir. Toplumda iki unsur vardır bu yapıya müdahale edebilecek. Bir tanesi dindarlar, bir tanesi Kürtlerdir. Dolayısıyla Kemalist ideoloji bu iki muhalifi ekarte edebilmek için birisine bölücü öbürüne de gerici demiştir. Esas mesele kurumların egemenliğini götürmek, ama halkın esas taban olan dindarların ve Kürtlerin egemenliğe karışmasını önlemektir. Bunu nasıl yapacaklardı. Yeni bir vatandaş tipi yaratmak istediler. Bu vatandaş tipi batılı olacak, lisan bilecek, laik olacak. Kendi kültürüyle ilişkilerini kesip yeni bir kültüre tabi olacak. Hayat tarzı, yaşam tarzı devletin tarif ettiği gibi olacak. Bu kalıba uyanlara beyaz Türk diyoruz. Kendisine taban olan kimdi bunlar. Bunlar ekonomik olarak gümrüklerle korundu ve sanayici haline getirildi. Bunlar tek tip vatandaş olmaya razı oldular. Dış dünyadan aldıkları teknolojiyi dışa 3-4 misli daha pahalı imal ederek, daha büyük karlarla sattılar. Hem devlete hem vatandaşa sattılar. Malları devlete satarken bankacılık yapıyoruz diyerek halktan parayı toplayıp devlete borç verdiler. Bu sanayici çevresinde tek tip olmaya razı bir kitle yetişti. Bu kitle batı taklitçisi hiçbir yaratıcılığı olmayan ne bilimde ne yaşamda ne sanatta hiçbir yeniliği getirmeyen orijinal bir beyaz Türk kütlesi 70- 80 yıl korunarak kendisine taban oluşturuldu. Anayolunun ürettiği tarımsal ürünler dış dünyaya satılıyor, bundan elde edilen dövizlerle güya sanayinin hammaddesi ithal ediliyor, onunla yapılan mamuller de devlete gerekse de halka satılıyordu’’ diye konuştu.

ADI KONULMAMIŞ BİR İÇ SAVAŞTIR

‘Dindarların ezilmesi ve talepleri bir ölçüde çözülme yoluna geçti. Kürt sorunu ise son 35 yıldır adı konulmamış bir iç savaş ile devam etti’ diyen Peker sözlerine şöyle devam etti: ‘‘Bu kurumsal bir savaştır. Kurumlar kendi varlıkları için iki şeyi büyük bir tehlike olarak sundular. Bir tanesi dindarlar diğeri Kürtler. Ve tabiî ki olan baskılar sonucunda Kürt siyasi hareketi başladı. Bugünkü iktidar kurumsal egemenliği azaltma adımlarını attıkça Kürt sorununu çözmek üzere çözüm sürecini başlatmıştır.2002 yılından Ak Parti iktidara geldiği zaman Anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahipti. Ama Kürt hareketi başladı. Kürt hareketi çözüm sürecini başlattığında Ak Parti anayasayı referanduma götürecek çoğunluğu dahi yoktu. Ama başladılar. Millet buna hazırdır. Toplum buna hazırdı. Kürt sorunu içinde iç savaş yürütenler için eşit vatandaşlık, insan haklarını temin, etmek bir yerde yetersiz görünüyor. Hepimiz biliyoruz ki saha araştırmaları buna dahil son çıkan rakamlardan biliyoruz Bölge halkının çoğu genel olarak sadece eşit vatandaşlık ve genel insan hakları talebi bunun dışında Kürt dili ile beraber iç içe yaşamayı arzulamaktadır. Bugün bu rakam yaklaşık yüzde 82 civarındadır. Kürt sorununun çözülmesi, çözüme gelmesi kurumsal egemenlikler için bir son olur. Kurumsal egemenlik demek insan haklarını baskılamak demokratikleşmeyi ve birey özgürlüklerini sınırlamak demektir. Şu anda Kürt siyasetinin talebi, İnsan haklarıdır demokratikleşmedir. Özerk bölge özerklik, normal insanın sokaktaki insanın talebi değildir. Bugüne kadar olanların olmamasıdır. Bu olduğu zaman kurumsal egemenlik artık sona ermiş demektir. Çünkü taleplerin temelinde bunlar vardır. Tabiiki bu Türkiye içinde istemeyenler vardır. Bunların içinde bazı gruplar, bazı medya ve bir de dış dünya vardır. AB bazı ülkeleri, İsrail, İran hatta Rusya istemeyebilir. Kürt sorunu çözüldüğünde Türkiye bölgede çok önemli bir siyasi güce sahip olacaktır. Bunu istemeyen dış güçlerin olması doğaldır. Son olarak Ak Partinin sürekli seçim kazanmasında Kürt halkının da önemli etkisi olmuştur.’’

BU BİR HALK YALAKALIĞI DEĞİLDİR

Ak Parti MKYK üyesi Mazhar Bağlı ise, Yeni ve eski Türkiye karşılaştırmalarında bulunarak, Yeni Türkiye’de herkesin açık bir şekilde kendi kimliğini, ideolojisini ve siyasi projesini ortaya koyacağını söyledi. Bağlı, siyasi aktörleri, toplumsal taleplerin ve kamu işleyişinin aynı tarafa ilerlediği bir dönem yaşandığını belirtti. Mazhar Bağlı, ‘‘Yeni Türkiye’de herkes açık bir biçimde kendi kimliğini kendi ideolojisini kendi siyasi projesini ortaya koyacak ve devlet de bu projeler doğrultusunda işleyen bir mekanizmaya dönüşecektir. Biz bize düşeni yapalım. Bize düşen şudur. İyi veya kötü olmasının önemi yoktur. Esas prensip yeni Türkiye’nin önüne koyduğu Proje Halk ile beraber yürümektir. Bu bir halk yalakalığı değildir. Bir popülizm değildir. Niçin derseniz temel prensipler bunun üzerine oturtulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti devleti demokratik bir ülke olarak bütün kanuni düzenlemeleri bunun üzerine oturttuğunuzda bütün politikaları bunun üzerine oturttuğunuza göre eğer siz bu çizgiden kamu işleyişine imkân tanımazsanız gerçekten sorunlar giderek büyüyor. Mademki bu sorunların tamamını halkın iradesi şekillensin diye yapıyorsunuz. O zaman halkın iradesi doğrultusunda projeler uygulayalım.’’ dedi.

TÜRKİYE EN KARİZMATİK LİDERİNİ SEÇTİ

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdinç Yazıcı ise, Yeni Türkiye’nin başlangıcının 10 Ağustos 2014 olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Aslında eski Türkiye, bana kalırsa 12 Eylül 2010’da bitti. Fakat Yeni Türkiye’nin kuruluşunun başlangıcı 10 Ağustos 2014’tür. Türkiye bu yılı, geçiş dönemini yine belirli imkanlarla, fırsatlarla, krizlerle tamamladı. Fakat Türkiye, bu yılın Ağustos ayında kendi tarihi içerisinde en büyük vesayet ve kriz odağı cumhurbaşkanlığını halk tarafından seçilmiş ve Türkiye’nin sivil politik tarihinin en karizmatik liderini seçerek çözdü.”

TÜRKİYE DAHA GÜÇLÜ BİR ÜLKE OLACAK

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın Danışmanı Melik Adnan Çelik’te, yeni Türkiye’nin hegemonyasını genişletmiş bir ülke olacağını ve burada enerji iş birliğinin ana unsur olacağını dile getirdi. Yeni Türkiye’nin her anlamda gelişme göstereceğini kaydeden Çelik, “Yeni Türkiye’de belki siyasi olarak değil ama hegemonik olarak Türkiye’nin bir eli Erbil’de olacak, bir eli Şam’da olacak, hegemonyasını genişletmiş olacak. Daha zengin, daha müreffeh bir ülke, daha güçlü bir ülke olacak. Tek şartla, paylaşmak şartıyla. Türkiye’deki mevcut AK Parti hükümetiyle gerek Cumhurbaşkanı gerek hükümet nezdinde bu temsili sağladığını düşünüyorum” diye konuştu. Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık’ında görüşlerini paylaştığı panele, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, AK Parti İl Başkanı Bülent Tüfenkçi, Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat ve çok az sayıda davetli katıldı.MALATYA NET HABER

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: