ŞAMPİYONLUK 38

ŞAMPİYONLUK     38
Reklam

Malatya Belediyespor başkanı olarak 2006-2007 sezonunda yani üçüncü profesyonel lige çıktığımız yıl ve final grubu için Hatay’a gideceğimiz gün;

         Ben diğer grup maçlarına hep kendi arabamla gitmişimdir, bu son maçlar, 

 final maçları olduğu için, yolda sohbet, muhabbet, Malatya tabiriyle “Gülüşügünen” gideriz ve çocuklara moral olur düşüncesiyle teknik ekibe, benim de takım otobüsüyle geleceğimi söyledim.

         Hareket saati dokuzdu. Kahvaltımı evde yapıp, tesislere gittim, futbolcular yukarıda kahvaltı yapıyorlar, malzemelerde otobüse yerleştiriliyordu.

         Kulüp müdürümüz Amigo Yusuf ‘un getirdiği çayı yudumlarken merdivenlerden telaşla inenlerin sesini duyup dışarı çıktığımda, bizim sağ bek oynayan bir futbolcumuzun kanlar içinde kolunu tutarak aşağı indiğini gördüm.

          Futbolcuyu hastaneye gönderdikten sonra, neler olduğunu öğrenmek için olayı görenlerle konuştum .

           Kahvaltı esnasında, bu yaralanan futbolcuyla, Kazım adındaki futbolcumuz, sebebini kimsenin bilmediği bir tartışmaya giriyorlar, tartışma sonucunda Kazım çay bardağını kırarak arkadaşına saldırıyor ve yaralanmasına sebep oluyor.

           Olayı anlayınca kulüp müdürünü çağırıp, Kazım’ın malzemelerini otobüsten indirmelerini, bizle gelemeyeceğini, eşyalarını toplayıp tesisleri terketmesi gerektiğini bildirmesi  talimatını verdim.

             Bu arada biraz Kazım’dan bahsedeyim. Kazım bir dönem Konyaspor da oynamış çok iyi bir golcü ve çok iyi bir santrafordu. Bizde bu futbolcuyu gurup maçlarında ve final maçlarında faydalı olsun diye almıştık.

             Fakat işe bakın ki şimdi finallere giderken ben onu memleketine gönderiyordum.

             Aldığım büyük riskin farkındaydım, finaller de alacağımız başarısız sonuçlardan sonra, haklı olarak hedef tahtasına oturtulacağımı çok iyi biliyordum.

              Gazetelerin atacağı manşetleri bile hayal edebiliyordum .

                          FLAŞ, FLAŞ, FLAŞ

            -‘Kazım’a Battalgazi maçı için mi para verdiniz ‘

            -‘Kazım’ı Bunun için mi aldınız’

            -‘Böyle kulüp mü yönetilir’

            -‘Bir yıllık emeği heba ettiniz’…

           Kesinlikle haklılardı, çünkü takımın en önemli golcüsünü takımdan uzaklaştırmıştım.

            Teknik heyet doğal olarak tedirgindi, bana affetmem konusunda telkinde bulundular, ama geri adım atmaya niyetim yoktu.

           Akabinde takım kaptanı ve birkaç futbolcu daha gelip yine affetmemi rica ettiler, bende kendilerine birlik ve beraberliğin en üst seviyede olması gereken bu günde yapılan bu davranışın affedilmez bir hata olduğunu, bugün bu hareketi yapan birinin final maçında bile olsa bize ihanet edebileceğini onun için bu güvenilmez adamı affetmemin mümkün olmadığını anlattım…

             Gol atma konusunda bir güvensizlikleri vardı.

             Takım kaptanına, kendilerinin sadece başarıya odaklanmalarını, başarının sadece kendilerine ait olduğunu, başarısızlık durumunda, tüm sorumlulukları üzerime alacağımı, takımın rahat olmasını arkadaşlarına iletmesini istedim…

              Ve kendilerinden iki kişilik oynamalarını rica ettim.

              Bu olumsuzluklarla başlayan yolculuğumuz, yol boyunca verdiğimiz yemek ve ihtiyaç molalarında futbolcularla konuşmamda o güvensiz ortam yerini kendilerine güvenen hatta başkanım huzurumuz ve başarımız için iyi ki böyle bir karar verdiniz noktasına kadar getirdi….

              Meğerse  herkes yaptığımdan mutlu olmuş…

              Futbolcu kardeşlerim oynadıkları maçlar da, gerçekten iki kişilik oynadılar ve beni mahçup etmediler ve sonucunda şampiyonluğu şehrimize getirdiler.

              Aksi olsaydı beni basının elinden kim kurtarırdı…

              Tüm övgüler ,tüm alkışlar onlarındır…

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: